November 30, 2025
Berlin Deklarasyonu: Uygur Kadınlarının Adalet Çığlığı

Uluslararası Uygur Kadınları Diyaloğu’nda kabul edilen Berlin Deklarasyonu, Çin’in Uygur kadınlarına yönelik sistematik baskısını ifşa ediyor ve küresel liderlere ahlaki sorumluluk çağrısı yapıyor.

Kaşgar Haber – 16 Kasım 2025

Öne Çıkanlar

  • Berlin Deklarasyonu, Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur kadınlarına uyguladığı zorla kürtaj, sterilizasyon ve gözaltı politikalarını kınıyor.
  • Deklarasyon, BM, demokratik ülkeler ve şirketler için harekete geçme çağrısı yapıyor: insan hakları ihlallerinin soruşturulması, sığınma yollarının açılması ve zorla çalıştırmaya son verilmesi.
  • ABD, Kanada ve Hindistan’dan sivil toplum ve yasama organları, Uygur kadınlarının haklarını savunma konusunda öne çıktı.
  • Deklarasyon, 80’den fazla örgüt ve 130 birey tarafından destekleniyor ve küresel dayanışmayı güçlendiriyor.

Haber Metni

BERLİN – Bugün, birleşik Almanya’nın gölgesinde, tarihî bir deklarasyon daha açıklandı. Bu kez konuşanlar, çağımızın en sessiz ama en vahşi soykırımlarından birine maruz kalmış kadınlar oldu. Uluslararası Uygur Kadınları Diyaloğu sırasında kabul edilen Berlin Deklarasyonu, Çin’in Doğu Türkistan’daki devlet destekli baskı politikalarını sert bir şekilde eleştiriyor ve dünya toplumu için ahlaki liderlik çağrısı yapıyor.

Deklarasyon, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) Uygur kadınlarına yönelik sistematik istismarını ortaya koyuyor: zorla sterilizasyon, zorunlu kürtaj, gözaltı ve ailelerin parçalanması; teknolojik gözetim ve üreme üzerindeki baskı ile birlikte kimliklerin yok edilmesi. Bu, az sayıda muhalifin sesi değil; algoritmalar ve devlet politikalarıyla yürütülen bir soykırım, kadınlık, inanç ve özgürlük üzerine bir savaş.

ABD merkezli Kampanya For Uyghurs’un kurucusu Rushan Abbas, deklarasyonun en etkili seslerinden biri olarak öne çıktı. Kendi kardeşi Çin yetkilileri tarafından alıkonulan Abbas, Beijing’in sömürgeci emelleri ile cinsiyet temelli şiddeti arasındaki bağlantıyı uzun süredir vurguluyor. Deklarasyonda Abbas’ın sözleri yer alıyor:

“Uygur kadınlarının bedenleri, Beijing’in sömürgeci soykırımının bir parçası olarak kontrol edilemez veya ihlal edilemez.”

Deklarasyon, BM’den üreme hakları ihlallerini soruşturmasını, demokratik ülkelerden sığınma yolları açmasını ve şirketlerden zorla çalıştırmayla ilişkilerini kesmesini talep ediyor. Ayrıca, tüm kadın hakları hareketlerinin Uygur hikayelerini merkeze alması çağrısında bulunuyor. En önemlisi, Uygur kadınlarının çektiği acının kaynağının 1949’dan beri Beijing’in Doğu Türkistan’daki koloniyal yönetimi olduğu vurgulanıyor.

Deklarasyonun destekçileri arasında 80’den fazla örgüt ve 130 birey bulunuyor; bunlar arasında akademisyenler, hayatta kalanlar ve dini liderler yer alıyor. Kanada, Hindistan ve Türkiye’den aktivistler ve yasama üyeleri, Uygur hakları için dayanışma gösteriyor. Kanada’daki Uygur Hakları Savunuculuğu Projesi, yasama süreçlerinde etkili oldu ve Gulbahar Haitiwaji gibi toplama kampı hayatta kalanları cesurca gerçeği dile getiriyor.

Çin, tahmin edildiği gibi, raporu “temelsiz” olarak nitelendiriyor ve dezenformasyon yaymakla suçluyor. Ancak belgeler, tanık ifadeleri ve uydu görüntüleri gerçeği ortaya koyuyor. Uygur topluluğundaki liderler, Uygur halkının temel haklarını savundukları için ölüm ve suikast tehditleri alıyor.

Berlin Deklarasyonu, sembolik olmayı reddediyor. Hukuki, siyasi ve ekonomik eylem talep ediyor. BM’nin soruşturma başlatması, demokratik ülkelerin sığınma yolları açması ve şirketlerin zorla çalıştırma bağlantılarını kesmesi çağrısı yapıyor.

Tepkiler

  • Rushan Abbas: “Uygur kadınlarının bedenleri Beijing’in sömürgeci soykırımının parçası olarak kontrol edilemez.”
  • BM ve insan hakları örgütleri: Uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor.
  • Kanada ve Hindistan aktivistleri: Uygur kadınlarının haklarını savunmak için yasama ve kamuoyu çalışmalarını sürdürüyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *