November 30, 2025
Türkiye’de ‘Tahdit Kodları’ Uygur Mültecileri Tehlikeye Atıyor

Türkiye’de ‘Tahdit Kodları’ Uygur Mültecileri Tehlikeye Atıyor

“Güvenlik arayan Uygurlar artık korunmuyor”

Kaşgar Haber – 12 Kasım 2025

  • Türkiye makamlarının uyguladığı “tahdit kodları”, Çin’den kaçan Uygurların yasal statülerini ciddi biçimde zayıflatıyor.
  • İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporu, uluslararası koruma imkanlarının fiilen ortadan kalktığını ortaya koyuyor.
  • Uygurlar keyfi idari gözetim, “gönüllü dönüş” baskısı ve üçüncü ülkelere sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya.
  • Rapora göre Türkiye, geri göndermeme ilkesini ihlal etme tehlikesi taşıyor; diğer ülkelerden de Uygurları Türkiye’ye transfer etmeyi durdurmaları isteniyor.

Türkiye’de Uygurların yasal statülerine yönelik baskıların arttığına ilişkin bulgular güçleniyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün yayımladığı yeni rapor, Çin’den kaçarak Türkiye’de güvenlik arayan Uygurların, son yıllarda giderek kısıtlanan ikamet politikaları ve polis kayıtlarına işlenen “tahdit kodları” nedeniyle büyük risk altında olduğunu ortaya koyuyor.

“Artık Korunmuyorlar: Türkiye’deki Uygurlar” başlıklı rapor, Uygurların geçmişte erişebildiği uluslararası koruma statüsünün ve diğer özel uygulamaların neredeyse tamamen ortadan kalktığını belirtiyor. Rapora göre bunun temel nedeni, polis ve göç birimleri tarafından hiçbir delile dayanmadan uygulanan G87 gibi tahdit kodları, bu kodların bireyleri “kamu güvenliği tehdidi” olarak sınıflandırması ve böylece ikamet, koruma, vatandaşlık gibi tüm haklarını tehlikeye sokması.

Rapor, bazı Uygurların insanlık dışı koşullarda aylarca idari gözetim altında tutulduğunu, birçoğuna zorla “gönüllü dönüş” formları imzalatıldığını ve bu süreçlerin üçüncü ülkelere sınır dışı riskini artırdığını bildiriyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Asya Direktörü Elaine Pearson, Türkiye’deki baskı ortamının Uygurlar için ciddi bir güvensizlik yarattığını belirterek, “Yakın zamana kadar Uygurlar Türkiye’de kendilerini güvende hissediyordu; ancak Çin–Türkiye ilişkilerinin yakınlaşması ve hükümetin mültecilere yönelik baskıları bu tabloyu değiştirdi” dedi. Pearson, bazı Uygurların yakalanmaktan korktukları için evden çıkmaya dahi cesaret edemediğini aktardı.

Rapor, Türkiye’deki 13 Uygur, 6 avukat ve bir kamu görevlisiyle yapılan görüşmelere, ayrıca resmi belgeler ve dava dosyalarına dayanıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü ayrıca 2018–2025 yılları arasında Türkiye’de geri gönderme merkezlerinde tutulmuş 33 Uygur vakasını inceledi.

Görüşülen Uygurlar, tahdit kodları nedeniyle herhangi bir gerekçe gösterilmeden ikametlerinin iptal edildiğini ve basit bir polis kontrolünde bile geri gönderme merkezine götürülme korkusuyla yaşadıklarını anlattı. Bir Uygur, “Market alışverişine bile çıkamıyorum; yeniden merkeze kapatılmaktan korkuyorum” dedi.

Rapor, mahkemelerin de tahdit kodlarını sorgulamadan onayladığını, çoğu kararın “kamu düzeni” gerekçesiyle alındığını belirtiyor. Çin’e gönderilme halinde işkence ve kötü muamele riskinin açıkça belgelendiği pek çok durumda dahi geri göndermeme ilkesinin uygulanmadığına dikkat çekiliyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Türkiye’nin Uygurları sınır dışı etmeyi derhal durdurması, geri göndermeme ilkesine tam uyum göstermesi ve Uygurları mülteci statüsüyle tanıması çağrısında bulundu. Pearson, diğer ülkelerin de Uygurları Türkiye’ye transfer etmeyi durdurması gerektiğini, Türkiye’nin artık güvenli üçüncü ülke olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Rapor ayrıca, gözetim merkezlerindeki kötü koşulları anlatan Uygurların tanıklıklarına yer veriyor. Bir tanık, “Dokuz gün üst üste doğru düzgün yemek verilmedi. Beton zeminde yattım, iki kişiyle aynı battaniyeyi paylaştım” ifadelerini kullandı.

Bir avukat ise tahdit kodlarının çoğu zaman basit bir telefon görüşmesi nedeniyle bile uygulanabildiğini belirterek, “Türkiye Uygurlar için giderek yaşanmaz bir yer haline geliyor” dedi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *